Polonya'daki Lodz kasabasından çıkan tren, dükkanlara dondurma dağıtır. Görevlilerden ikisi, dondurmaları dükkana taşımak için dondurma
dolabının içine girer. O sırada dolabın kapağı kapanır ve içerde
kalırlar. Dolabın kapağını vururlar ama onları duyan kimse yoktur. Öleceklerini anlarlar ve sürekli kendi kendilerine "Donucaz, donucaz..." diye mırıldanırlar. İçlerinden bir tanesi kağıda "Yavaş yavaş tenimiz donmaya başladı, artık dayanamıyoruz." diye yazı yazar. En sonunda bunlar donucaz diye diye donarak ölürler. O akşam onları orada bir kasabalı bulur ve polise haber verir. Olay yerine gelen polis bunların otopsisini yaparak donarak öldüklerini kamuoyuna açıklar.
AMA DOLAP SABAHTAN BERİ ÇALIŞMIYORDUR...
Bilimsel açıklaması şudur:
bir insan psikolojik bazı şeyler vücudunu etkileyebilir mesela insan aşırı sinirden gücüne çok giden bir şey olduğunda beynindeki o kötü düşünceler kalble temase geçerler beyin bir müddet sonra kalbi kasmaya başlar ve sonra beyindeki adamın aklına getirdiği komutlar kalbi gittikçe köreltir çünkü düşüncelerimiz beyindedir. ve bildiğiniz gibi beyin organlarımıza hükmeder
6 Ağustos 2008 Çarşamba
24 Temmuz 2008 Perşembe
İŞTE BENİM MEMLEKETİM...KAĞIZMAN...

COĞRAFYA:Kars'a 70 km,Erzurum'a 150km mesafededir.
EKONOMİ:halkın geçim kaynağı hayvancılık ve bahçeciliktir.Önemli bir gelir kaynağı da arıcılıktır.Kafkas ırkı arılardan elde edilen kağızman balları çok değerlidir.Tamamen organik yöntemlerle üretirlmektedir.
kayısısı,duttan yapılan pestili,kaşarı ve pekmezi meşhurdur.Ayrıca çeçil peyniri ilçenin adını duyurması itibariyle önemlidir.Kişniş,tarhun ve reyhan otları yöreye has olup,bütün dünyada kullanılmaktadır.
kayısısı ve söbü elması meşhurdur.
TARİHİ:Çamuşlu köyünde kaya resimleri,Çengilli köyünde Çengilli kilisesi,Tunçkaya köyünde Keçivan kalesi(tek girişi olan ilk kale)ve birçok keşfedilmemeiş tarihi eserleri vardır.
EĞİTİM:ilçede ilköğretim okulları ve anadolu lisesi ve kağızman lisesinin yanısıra kafkas üniversitesine bağlı kağızman meslek yüksekokulu bulunmaktadır.
ULAŞIM:Iğdır'dan hareket eden şehirler arası otobüs firmaları ile ülkemizin önemli merkezleri olan Ankara,İzmir,Eskişehir,Bursa,Antalya ve diğer yerlere her gün düzenli ulaşım sağlamak mümkündür
8 Temmuz 2008 Salı
MERHABA DOSTUM.....
Merhaba dostum.
bizim evrenimiz yaşanmaz oldu artık
sizin evreniniz nasıl dostum?
Sizin oralarda da insanlar yarı aç yarı tok mu yaşıyor?
Sizin oralarda da insanlar birbirlerinin kuyularını mı kazıyor?
Sizin oralarda da insanlar birbirlerinin kanını mı döküyor?
Sizin oralarda da amela pazarları dolup taşıyor mu?
Sizin oralarda da devrimciler işkencede öldürülüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar suçlu evlerinde çürütülüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar evlerinden alınıp bir daha geri getirilmiyor mu?
Sizin oralarda da insanlar ana dilini konuşunca işkence görüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar suçlu evlerine atılıyor mu suçsuz yere??
bizim evrenimiz yaşanmaz oldu artık
sizin evreniniz nasıl dostum?
Sizin oralarda da insanlar yarı aç yarı tok mu yaşıyor?
Sizin oralarda da insanlar birbirlerinin kuyularını mı kazıyor?
Sizin oralarda da insanlar birbirlerinin kanını mı döküyor?
Sizin oralarda da amela pazarları dolup taşıyor mu?
Sizin oralarda da devrimciler işkencede öldürülüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar suçlu evlerinde çürütülüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar evlerinden alınıp bir daha geri getirilmiyor mu?
Sizin oralarda da insanlar ana dilini konuşunca işkence görüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar suçlu evlerine atılıyor mu suçsuz yere??
24 Haziran 2008 Salı
İKİ 17 YAŞ
1.onyedi yaş
Bir genç varmış…Daha on yedisindeymiş… Umutları varmış…Eşitlik, hak, adalet istermiş… Birde bakmış vatan haini olmuş… Mahkemeler kurulmuş… Fermanlar yazılmış… Kuklalar kararı baştan vermiş… Suçu yokken suçlar yüklenmiş… Yalanlarına kılıf hazırlamışlar…
Fermanlar okunmuş ve dar ağacı kurulmuş…
17 yaşında ki bir kişi asılamaz diyip, yaş tespitinin yapılması için verilen çabalar boşa gitmiş…
Ve 17 yaşında bir canın, işkenceden geçmiş bedeninin sonunu hazırlamışlar… Paşa demişki; Asmayalım da besleyelim mi?
Olur mu efendim tabi ki asalım vatan hainlerini mi besleyeceğiz…
Ve ülkeyi bir kez daha kurtarmışlar bir vatan hainini daha asarak… 17 yaşında olmasının önemi yokmuş… Yılanın başını küçükken ezmek gerek…
Yaşamasına izin vermemek gerekliydi..
Bir daha düşünmemeliydi…
Annesine bir daha sarılmamalıydı…
Güzel bir günde yürümemeliydi yoruluncaya dek..
Okumamalıydı bir daha yasa dışı o komünist kitapları..
Bakmamalıydı o sakallı amcanın fotoğrafına bir daha…
Sevmesine, nefes almasına, gülmesine, yumruğunu havaya kaldırmasına izin vermeden yok edilmeliydi…
Apoletli kahramanlar yaptı bunu netekim…
O daha on yediydi…
2.onyedi yaş
O da daha on yediymiş…
Vatan haini ve hep bizi arkadan vuran bir Ermeni’yi öldüren kahramanmış O… Polis amcalar, jandarmalar Türkiye’de işkence var iddialarını çürütecek görüntüler vermiş O kahramanla… Kahramanımızın arkasında kontrogerilla devleti varmış... Emniyet müdürü olayı abartmayın türünden açıklamalar yapmış… Yaşananlar milliyetçi duyguların sonucu olduğu için hoş görülmeliymiş… Mahkemeye çıkarmaları gerekmiş kahramanımızı ve yaş tespiti için adli tıpta yapılan testler sonucu öğrenilmiş ki kahramanımızın yaşı henüz on yediymiş… Adli tıptaki doktor amcalar öyle demiş çünkü.. Hakim amcalarda bu nedenle kahraman evladımızın yaptığı bu küçük yaramazlığın cezasını büyük oranda düşüreceklermiş…Bunlar niye; Çünkü o bir kahraman… Daha vatana çok hizmet edecek… Ama önce içeride biraz besleyip büyütmek gerekli bu yavrucağı… Büyünce O; Çakıcı, Çatlı, Kırcı ağabeyleri gibi olacak…
Bir genç varmış…Daha on yedisindeymiş… Umutları varmış…Eşitlik, hak, adalet istermiş… Birde bakmış vatan haini olmuş… Mahkemeler kurulmuş… Fermanlar yazılmış… Kuklalar kararı baştan vermiş… Suçu yokken suçlar yüklenmiş… Yalanlarına kılıf hazırlamışlar…
Fermanlar okunmuş ve dar ağacı kurulmuş…
17 yaşında ki bir kişi asılamaz diyip, yaş tespitinin yapılması için verilen çabalar boşa gitmiş…
Ve 17 yaşında bir canın, işkenceden geçmiş bedeninin sonunu hazırlamışlar… Paşa demişki; Asmayalım da besleyelim mi?
Olur mu efendim tabi ki asalım vatan hainlerini mi besleyeceğiz…
Ve ülkeyi bir kez daha kurtarmışlar bir vatan hainini daha asarak… 17 yaşında olmasının önemi yokmuş… Yılanın başını küçükken ezmek gerek…
Yaşamasına izin vermemek gerekliydi..
Bir daha düşünmemeliydi…
Annesine bir daha sarılmamalıydı…
Güzel bir günde yürümemeliydi yoruluncaya dek..
Okumamalıydı bir daha yasa dışı o komünist kitapları..
Bakmamalıydı o sakallı amcanın fotoğrafına bir daha…
Sevmesine, nefes almasına, gülmesine, yumruğunu havaya kaldırmasına izin vermeden yok edilmeliydi…
Apoletli kahramanlar yaptı bunu netekim…
O daha on yediydi…
2.onyedi yaş
O da daha on yediymiş…
Vatan haini ve hep bizi arkadan vuran bir Ermeni’yi öldüren kahramanmış O… Polis amcalar, jandarmalar Türkiye’de işkence var iddialarını çürütecek görüntüler vermiş O kahramanla… Kahramanımızın arkasında kontrogerilla devleti varmış... Emniyet müdürü olayı abartmayın türünden açıklamalar yapmış… Yaşananlar milliyetçi duyguların sonucu olduğu için hoş görülmeliymiş… Mahkemeye çıkarmaları gerekmiş kahramanımızı ve yaş tespiti için adli tıpta yapılan testler sonucu öğrenilmiş ki kahramanımızın yaşı henüz on yediymiş… Adli tıptaki doktor amcalar öyle demiş çünkü.. Hakim amcalarda bu nedenle kahraman evladımızın yaptığı bu küçük yaramazlığın cezasını büyük oranda düşüreceklermiş…Bunlar niye; Çünkü o bir kahraman… Daha vatana çok hizmet edecek… Ama önce içeride biraz besleyip büyütmek gerekli bu yavrucağı… Büyünce O; Çakıcı, Çatlı, Kırcı ağabeyleri gibi olacak…
23 Haziran 2008 Pazartesi
AŞK,DOSTLUK,GÜVEN.....
Allegro demiş ki; Bir zamanlar üç arkadaş varmış... Aşk, Dostluk ve Güven...
Üçü bir arada oldumu harikaymış her şey... Gün gelmiş aşkın işi çıkmış...
Eh meslek bu kolay mı? Ama dostlarından ayrılmadan önce söz vermiş onlara.
Beni özlediğinizde gelin demiş; uzaklarda olmayacağım. Nerde gözleri arzuyla dolu birbirlerine bakan bir çift görürseniz ben ordayım. Ve ayrılmış yanlarından...
Peki demiş Dostluk Güvene; madem öyle ben de yoluma düşeyim... Görev çağırır... Ama merak etme, nerde birlikte ağlayan iki insan görürsen işte beni orada bulursun...
Güven ağzını açmış veda etmek için ama Dostluk ayrılmış arkadaşının yanından onun son sözünü dinlemeden... Ve gitmiş uzaklara...
Güven sessizce içinden geçirmiş elinde olmadan... "Beni kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız..."
Üçü bir arada oldumu harikaymış her şey... Gün gelmiş aşkın işi çıkmış...
Eh meslek bu kolay mı? Ama dostlarından ayrılmadan önce söz vermiş onlara.
Beni özlediğinizde gelin demiş; uzaklarda olmayacağım. Nerde gözleri arzuyla dolu birbirlerine bakan bir çift görürseniz ben ordayım. Ve ayrılmış yanlarından...
Peki demiş Dostluk Güvene; madem öyle ben de yoluma düşeyim... Görev çağırır... Ama merak etme, nerde birlikte ağlayan iki insan görürsen işte beni orada bulursun...
Güven ağzını açmış veda etmek için ama Dostluk ayrılmış arkadaşının yanından onun son sözünü dinlemeden... Ve gitmiş uzaklara...
Güven sessizce içinden geçirmiş elinde olmadan... "Beni kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız..."
16 Haziran 2008 Pazartesi
TÜRKİYEDEKİ ENTRESAN DERNEKLER:)

1) Taşköprü Sarımsak Geliştirme ve Kalkındırma Derneği
2) Angora Tavşanı Seven Şoförler Derneği Lokali
3) İstanbul Akvaryum Yardımlaşma Dayanışma Derneği
4) Genelevi Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği
5) Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Dostları Derneği
6) Müzisyen Sevenler Lokali
7) Orman Avukatları Dayanışma Derneği
8 )Cool İstanbul Televizyon Tamircileri Derneği
9) Volvo Mağdurları Derneği
10) Mazda Araç Sahipleri Derneği
11) Ankara Güçlü İş Adamları Derneği
12) Aydınlıkevler Dolmuş Durağı Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği
13) Kokoreççiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
14) Oluklu Mukavva Üreticileri Derneği
15) Sungurlu Aşıklar ve Müzik Aleti Çalanları Koruma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği
16) Profesyonel Posta Güvercini Uçuranlar Derneği
17) Tayland-Hint-Brezilya-Japon Horozunu Koruma ve Yaşatma Derneği
18) Oyuncu Güvercin Sevenler Derneği
19) Yıkımcılar ve Enkazcılar Derneği
20) Havutlu Mahallesi Cenazeleri Kaldırma Yardımlaşma ve Kültür Derneği
11 Haziran 2008 Çarşamba
KEŞKE....

Keşke hiç büyümesek,
Bir tarafımız zaten hep cocuk,
Diğer yarımızda acımasa..
Keşke hep çocuk kalsak..
Oyun oynarken düşünce dizlerimiz kanasa..kalbimiz yerine..
Keşke hiç büyümesek,
Sadece oyuncaklarda kalsa aklımız,oyunlarda değil..
Keşke hiç büyümesek..
Düşene yardım edebilsek,
Eimizi uzatabilsek şöyle sıkıca tutup kaldırabilsek düşeni....
Keşke hiç büyümesek,
Zorda kalınca ağlasakta herşey düzelse..
Keşke hiç büyümesek el öperken daha içten olsak,
İki elle tutsak o senelerin buruşturduğu eli..
Kahkahalar atarak sarılsak hayata..
Koşabilsek uçurtmaların peşinden..
Keşke hiç büyümesek,para üstü kalsa bi koşu gidip şeker alsak,
Keşke hiç büyümesek adamakıllı a,b,c'yi öğrenebilsek..
Keşke hiç büyümesek..
Dizlerimiz kanasa kalbimizin yerine..!
4 Haziran 2008 Çarşamba
NAZIM HİKMET

seni dünya paylaşamıyor.
şiirlerin bin dilde
seni senden okumak var ya
seninle aynı dilde
mezarın orda olsa
burda olsa ne olur
tepende bir taş olsa
çınar olsa ne olur
nazım hikmet memleket
memleket nazım hikmet
kafiye için yazmadık
hasret sana memleket
kitapların özgür artık
müjdeler olsun nazım
sen yazmaya devam et
hasreti yazma nazım
varna önlerindeydin
sen artık döndün nazım
karadeniz köpürdü
memlekettesin nazım...
31 Mayıs 2008 Cumartesi
HEP BİR ŞEYLER EKSİK KALACAK...

Hep birşeyler eksik,ne zman yeltelensem ruhumun kanlı mızrabından süzülen iki-üç kelam etmeye,ne kadar çok kelime kullansam,ne kadar çok cümle kursam hep ama hep birşeyler eksik...
Yarım yada hiç yaşanmamış hayat en büyük günah diyordu yazarın biri yarım yaşanmışlıklar mı sebebi bu eksikliğin bu tamamlanmayışın,bu belirsizliğin...
Mutluluk tablosu yapayım diyorum,hani bir iki canlı varlık olsun içinde,oysa bana ait zannettiğin herşey çoktan benden gitmiş,dolayısıyla o tablo da eksik
Hep ama hep birşeyler eksik ne ben Havva'yım ne de artık Adem'ler Havva'larını arıyor,bundan mıdır bu eksiklik...
12 Ocak 2008 Cumartesi
ŞEYTANLA İNSAN DİALOGLARI...

birinci kişi:hadi oğlum kır artık şu şeytanın bacağını
ikinci kişi: kırayım değil mi abi?
şeytan: durduk yere niye bacağımı kırıyorsun manyak mısın sen kardeşim?
hakim: neden öldürdün evladım?
sanık: aklımı şeytan çeldi efendim.
şeytan: valla bir şeyden haberim yok,hem herifte akıldan eser yok hakim bey.
kadın:neden aldattın beni?
erkek:şeytana uydum hanım.
şeytan:hadi ordan sapık kadını görünce salyaların aktı,benim olayla uzaktan yakından bir alakam yok.
anne:oğlum oynama babanın tüfeğiyle şeytan doldurur.
şeytan:yok bacım karışmam ben.Enişte elletmiyor.
adam:ooo okeye kaptırmışınız şeytanınız bol olsun.
şeytan:Hilmi abi,yan masadayız biz abi be ya...kalabalık gelince bizde iki el atalım dedik.
kadın:şeytan aldı götürdü satamadan getirdi.
şeytan:senide götürsem mi acaba
kız:aman Ayla bırak Allah aşkına şeytan görsün onun yüzünü
şeytan:yapmayın kızlar korkarım ben yaa...
erkek:oğlum bak bu kızda şeytan tüyü var
şeytan:elimi sürdüysem şerefsizim:):):)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)