--------------------------------------------------------------------------------
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ ( KURTTAN )
Ah be dostlar aaaaah. Şimdiye kadar hep kırmızı başlıklı kızdan dinlediniz bu korkunç olayı. Hiç sormadınız kurt kardeş sen ne diyorsun bu olay hakkında. Aslında olay sizin bildiğiniz gibi değil. Birde ben anlatıyım size:
Bir gün bu kırmızı başlıklı kız ormanda atlaya , zıplaya büyükannesini ziyarete giderken beni gördü. Bana büyük meşe ağacının yerini sordu. Bende söyledim tabi. Sonra merak ettim bu kız ne yapacak büyük meşe ağacının orda. Hem büyükannesinin evine ters düşen tarafta taaaaa ormanın öbür ucu…
Eeeeee dostlar bu orman öyle tekin bir yer değildir hani. Bende düştüm bu kırmızı başlıklı kızın peşine. Derken bir baktım meşe ağacının yanında bir genç delikanlı bekliyor bizim kızı. Biraz dikkatli bakınca ne görüyüm , bu bizim oduncu değil mi?
Baktım durum ciddi , önlerine çıkıp ne yapıyorsunuz dedim. Uzun süredir tanırım bu delikanlıyı. Hep kızlara : “ Sizi meşhur edicem , ünlü olacaksınız,filmlerde oynayacaksınız. ”diye kandırıp alıp götürür. Sonrası …. Sonrası hiç bilinmez ne olur ne biter. Ne kadarı gerçekleşir ne kadarı gerçekleşmez.
Kızın kolundan tuttuğum gibi büyükannesinin evine doğru yola çıktık. Anlattım her şeyi oduncu hakkında. Dedim ki : “ Bak kızım bu delikanlı tekin değildir. Kızları kandırıp uzak ülkelere götürür. Sonunda sen üzülürsün . ” dedim. Ama bakın ki dostlar kız la diyor lo demiyor . Neyse büyükannesinin evine geldik. Kadın şaşırdı önce , sonra içeri girdik. Anlattım konuyu. Çok kızdı o da. “ O oduncu tekin değil. ” dedi.
Neyse efendim acıkmıştırsınız diye sofra kurdu bize. Ben de yemek yedikten sonra biraz uyurum. Bir uyandım karnımda bir ağırlık bir ağırlık.
Nerdeyim dedim hemen koşup büyük annenin evine gittim.
Birde baktım o oduncu konuşup bir şeyler anlatıyor . Yanında da polisler , gazeteciler , bütün kasaba sanki büyükannenin evine taşınmış. İşin aslı ise şuymuş dostlar . Ben de sonradan öğrendim , bu oduncu ben uyuyunca gelmiş. Kırmızı başlıklı kızla bir olup aklını çelmişler büyükannenin. Kurt seni yedi bizde seni kurtardık demişler. Sonra ben uyurken gazetecilere polislere bu uyduruk hikayeyi anlatmışlar. Beni soranlara ise su içerken kuyuya düştü , öldü demişler.
Ah be dostlar şimdi neden canlı yayına çıkıp bu olayın asıl yüzünü anlatmadığımı soracaksınız. Eeeee kim inanır ki bana? En iyisi ölü bilinmekti benim için. Bunun için sustum. Ama siz söyleyin , siz olsaydınız ne yapardınız? Şimdi söyleyin kim inanır bu kurda…. Adım çıkmış 9 inmez 8’e.
15 Aralık 2007 Cumartesi
29 Ekim 2007 Pazartesi
11 Ekim 2007 Perşembe
ANNE, AFRİKA ÇOK MU UZAK?
Güzel bir gündü. Yağmurun her şeyi yıkadığı ve pırıl pırıl parlattığı bir nisan günü… Yol kenarları papatyalar, gelincikler ve ismini bilemediğimiz sarı çiçeklerle dolmuştu çoktan. Üzerinde okul önlüğü olan bir çocuk, papatyaların, gelinciklerin ve isimsiz sarı çiçeklerin yanından yürüdü gitti. Toprak ıslaktı, çiçeklerin yapraklarında tek tük yağmur damlaları vardı. Kırmızı çiçekler üzerinde kelebekler uçuşuyordu. Gelinciğin birinin dalında da bir uğurböceği havanın keyfini çıkarıyordu. Belki de kendisiyle uç uç oynayacak bir çocuğu gözlüyordu. Ama çocuk bunların hiçbirini görmedi, beyaz papatyaların, kırmızı gelinciklerin, bir yavru kaplumbağanın, çocuk bekleyen uğurböceğinin yanından geçti gitti.
Onun kafasında bir fotoğraf vardı. Bir fotoğraf. O fotoğraf kaplamıştı kafasının içini. Gözleri kafasının içindeki o fotoğrafa bakıyordu sürekli. Siyah tenli, kıvırcık saçlı kendi yaşlarında bir çocuk. Öyle bakıyordu ki fotoğraftaki çocuk… Öyle işte… Göz pınarları dolu doluydu fotoğraftaki çocuğun. Dokunsan ağlayacak gibi. Öğretmenleri onun hikâyesini anlatmıştı. O çocuğun nerede ve nasıl yaşadığından söz etmişti. Onun ülkesi, susuzluktan çatlamış toprakların ülkesiydi. İnsanlar bir lokma ekmeğe muhtaçtı. Midelerine bir şey girmeden günler geçiriyordu o çocuklar. Ya bizim sahip olduklarımız… Öğretmen konuşmasını burada bitirmişti.
Önlüklü çocuk yavaş yavaş yürüyor, yürürken düşünüyor, sanki kafasının içindeki siyah tenli kıvırcık saçlı çocuğa bir şey söylemek istiyordu.
Beyaz papatyaların, kırmızı gelinciklerin yanından yürüdü sessizce. Usul usul bastı ıslak toprağa. Evine vardı. Odasına kapandı. Annesi şaşırmıştı. Birkaç kere seslendi, içeriden ses gelmiyordu. Odaya girdi, çocuğu, çantasını gelişigüzel odanın bir yerine atmış, sandalyeye oturmuş düşünüyordu. Ne olduğunu anlamak isteyen meraklı gözlerle çocuğu baştan ayağa inceledi. Bir şey düşünüyordu. Kafasının içinde bir şeyler vardı.
-Ne oldu yavrum, nen var? diye sordu. Çocuk annesine baktı.
-Anne, Afrika çok mu uzak?
-Epeyce uzak sayılır. Hadi gel, ellerini yıka, karnını doyur, sonra konuşuruz.
-Afrika’daki insanlar çok mu fakir?
-Bir kısmı öyle.
-Yiyecekleri, giyecekleri yokmuş öyle mi?
-Öyle.
Çocuk yerinden kalkarak ellerini yıkadı, yemek masasına oturdu. Sofradaki yemeklerin hepsine tek tek baktı. Bugün sofralarında ne kadar çok yiyecek olduğunu fark etti. Birkaç lokma yedikten sonra, annesine ders çalışacağını söyleyip odasına çekildi. Anne durumu anlamıştı. Günlerdir birçok yerde o da rastlıyordu Afrikalı çocuk resimlerine. Çevresinde oralara yardım etmeye çalışan insanlar da vardı. Demek ki Afrikalı çocukları anlattılar okulda diye düşündü. Sonra da ev işlerine dalıp gitti.
Epeyce sonra çocuğu aklına geldi annenin. Meraklandı. Çocuğun odasına girdi, girer girmez de şaşırıp kaldı. Çocuğu gülümsemeye başlamıştı. Üzerindeki üzüntü hali gitmişti. Masanın üzerinde de bir kutu duruyordu. Yanında kağıt parçaları, makas, yapıştırıcı filan….
-Anne biz Afrika’ya gidemeyiz değil mi?
-İstersek gideriz; ama şimdi böyle bir şeye gerek yok. Neden?
-Ben elbiselerimi oradaki çocuklarla paylaşmak istiyorum da…
-……
-Kitaplarımı da…
-……..
-Oyuncaklarımı da…
-………
-Olur mu?
-Olur tabii. Oraya yardım götüren insanlara verebiliriz bunları.
-Tamam.
-Ha, bir de harçlığımı..
-Ne?
-Harçlığımı da paylaşmak istiyorum onlarla.
-Nasıl yapacaksın bunu?
-İşte böyle.
Çocuk bunu söyledikten sonra, masanın etrafındaki kahverengi kutuyu eline alıp annesine gösterdi. Kutunun öteki yüzünde çiçekler ve bir de yazı vardı. Çocuk odasında olduğu sürede bu kutuyu yapmış, dışını da çiçeklerle süslemiş, üzerine de bir yazı yazmıştı. Anne dikkatle baktı ve yazıyı okudu:
Afrika kumbarası…
Çözüm buydu. Çocuk her gün harçlığının bir bölümünü bu kumbaraya atacak, birikince de o fotoğraftaki çocuğa, siyah tenli, kıvırcık saçlı çocuğun ülkesine gönderecekti. Kim bilir, belki de bu yardım o fotoğraftaki çocuğa ulaşacaktı.
Anne çocuğunun çözümünü çok beğendi. Akşam vakti işe dönen babayı Afrika kumbarası karşıladı. İlk parayı da o attı. Çocuk ertesi gün harçlığını aldığında hemen kumbaraya atacaktı bir kısmını. Bunun hayalini kurarak yatağına uzandı. Rüyasında o fotoğrafı gördü. Bu defa siyah tenli, kıvırcık saçlı çocuk gülüyordu.
Onun kafasında bir fotoğraf vardı. Bir fotoğraf. O fotoğraf kaplamıştı kafasının içini. Gözleri kafasının içindeki o fotoğrafa bakıyordu sürekli. Siyah tenli, kıvırcık saçlı kendi yaşlarında bir çocuk. Öyle bakıyordu ki fotoğraftaki çocuk… Öyle işte… Göz pınarları dolu doluydu fotoğraftaki çocuğun. Dokunsan ağlayacak gibi. Öğretmenleri onun hikâyesini anlatmıştı. O çocuğun nerede ve nasıl yaşadığından söz etmişti. Onun ülkesi, susuzluktan çatlamış toprakların ülkesiydi. İnsanlar bir lokma ekmeğe muhtaçtı. Midelerine bir şey girmeden günler geçiriyordu o çocuklar. Ya bizim sahip olduklarımız… Öğretmen konuşmasını burada bitirmişti.
Önlüklü çocuk yavaş yavaş yürüyor, yürürken düşünüyor, sanki kafasının içindeki siyah tenli kıvırcık saçlı çocuğa bir şey söylemek istiyordu.
Beyaz papatyaların, kırmızı gelinciklerin yanından yürüdü sessizce. Usul usul bastı ıslak toprağa. Evine vardı. Odasına kapandı. Annesi şaşırmıştı. Birkaç kere seslendi, içeriden ses gelmiyordu. Odaya girdi, çocuğu, çantasını gelişigüzel odanın bir yerine atmış, sandalyeye oturmuş düşünüyordu. Ne olduğunu anlamak isteyen meraklı gözlerle çocuğu baştan ayağa inceledi. Bir şey düşünüyordu. Kafasının içinde bir şeyler vardı.
-Ne oldu yavrum, nen var? diye sordu. Çocuk annesine baktı.
-Anne, Afrika çok mu uzak?
-Epeyce uzak sayılır. Hadi gel, ellerini yıka, karnını doyur, sonra konuşuruz.
-Afrika’daki insanlar çok mu fakir?
-Bir kısmı öyle.
-Yiyecekleri, giyecekleri yokmuş öyle mi?
-Öyle.
Çocuk yerinden kalkarak ellerini yıkadı, yemek masasına oturdu. Sofradaki yemeklerin hepsine tek tek baktı. Bugün sofralarında ne kadar çok yiyecek olduğunu fark etti. Birkaç lokma yedikten sonra, annesine ders çalışacağını söyleyip odasına çekildi. Anne durumu anlamıştı. Günlerdir birçok yerde o da rastlıyordu Afrikalı çocuk resimlerine. Çevresinde oralara yardım etmeye çalışan insanlar da vardı. Demek ki Afrikalı çocukları anlattılar okulda diye düşündü. Sonra da ev işlerine dalıp gitti.
Epeyce sonra çocuğu aklına geldi annenin. Meraklandı. Çocuğun odasına girdi, girer girmez de şaşırıp kaldı. Çocuğu gülümsemeye başlamıştı. Üzerindeki üzüntü hali gitmişti. Masanın üzerinde de bir kutu duruyordu. Yanında kağıt parçaları, makas, yapıştırıcı filan….
-Anne biz Afrika’ya gidemeyiz değil mi?
-İstersek gideriz; ama şimdi böyle bir şeye gerek yok. Neden?
-Ben elbiselerimi oradaki çocuklarla paylaşmak istiyorum da…
-……
-Kitaplarımı da…
-……..
-Oyuncaklarımı da…
-………
-Olur mu?
-Olur tabii. Oraya yardım götüren insanlara verebiliriz bunları.
-Tamam.
-Ha, bir de harçlığımı..
-Ne?
-Harçlığımı da paylaşmak istiyorum onlarla.
-Nasıl yapacaksın bunu?
-İşte böyle.
Çocuk bunu söyledikten sonra, masanın etrafındaki kahverengi kutuyu eline alıp annesine gösterdi. Kutunun öteki yüzünde çiçekler ve bir de yazı vardı. Çocuk odasında olduğu sürede bu kutuyu yapmış, dışını da çiçeklerle süslemiş, üzerine de bir yazı yazmıştı. Anne dikkatle baktı ve yazıyı okudu:
Afrika kumbarası…
Çözüm buydu. Çocuk her gün harçlığının bir bölümünü bu kumbaraya atacak, birikince de o fotoğraftaki çocuğa, siyah tenli, kıvırcık saçlı çocuğun ülkesine gönderecekti. Kim bilir, belki de bu yardım o fotoğraftaki çocuğa ulaşacaktı.
Anne çocuğunun çözümünü çok beğendi. Akşam vakti işe dönen babayı Afrika kumbarası karşıladı. İlk parayı da o attı. Çocuk ertesi gün harçlığını aldığında hemen kumbaraya atacaktı bir kısmını. Bunun hayalini kurarak yatağına uzandı. Rüyasında o fotoğrafı gördü. Bu defa siyah tenli, kıvırcık saçlı çocuk gülüyordu.
5 Eylül 2007 Çarşamba
31 Ağustos 2007 Cuma
ATAM İZİNDEYİZ

Atam hala yaşıyorsak:
Edepsizlik sayesinde!
Altı oku soruyorsan,
Politika dehlizinde!
Hele partin senden sonra,
Devrimlerin tavizinde!
Vasfedeyim halimizi,
Kalemime ver izin de!
Yobazlarla gericiler,
Onlar bizden daha zinde!
Atam Atam.... derler ama
Bir adınız var sizinde...
Halkçılıkla devletçilik
Anlatamam,çok hazinde
Çoktan beri sahteciler
Ağır çeker her vezinde
Tek umut var o da yalnız
Amerikan dövizinde.
Sorma Atam halimizi
Halmi kaldı anlatacak
İşte geldik dizindeyiz!!
Yata yata çok yorulduk
Tatil yaptın izindeyiz!!
Sanayide henüz daha
Cafer için lazım diye
Amerikan bezindeyiz.
Geçeceğiz Avrupayı
Ama şimdi izindeyiz!!
Hocamız var hacımız var
Uçan kuşa borcumuz var
El oğlunun ağzındayız
Ama bizi zor bulurlar
Bahar, yaz, kış izindeyiz!!
Evet doğru söylemişsin
Türk milleti çalışkandır
Bizde senin tezindeyiz
Dinlenmekten yoruldukta
Onun için izindeyiz!!
Zinde kuvvet diye söz var
Kimse bilmez adresini
Ah izindeyiz,vah izindeyiz
Bugün değil bu yıl değil,
Çoktan beri izindeyiz!!
İlerledik Atam öle
Şimdi görsen tanımazsın,
Amerikan tarzındayız!
Arasanda bulamazsın
Otuz yıldır izindeyiz!!!
AZİZ NESİN
30 Ağustos 2007 Perşembe
KORKMAK
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor,kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birşey vermediği için.
Veölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için...
W.SHAKESPEARE
Sevilmekten korkuyor,kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birşey vermediği için.
Veölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için...
W.SHAKESPEARE
23 Ağustos 2007 Perşembe
PEDAGOJİ

çocuk dediğin, uslu oturur.
çocuk dediğin, büyüklerin sözünü dinler.
çocuk dediğin yapma diyince yapmaz.
çocuk dediğin,yat diyince yatar.
çocuk dediğin, önüne konanı yer.
çocuk dediğin, yeni icatlar çıkarmaz.
çocuk dediğin, ders çalışır.
çocuk dediğin, dikkafalılık etmez.
çocuk dediğin, çok soru sormaz.
çocuk dediğin, karşılık vermez.
çocuk dediğin, paylanınca önüne bakar.
çocuk dediğin, evi dağıtmaz.
çocuk dediğin herşeyi istemez.
çocuk dediğin, her udyduğunu söylemez.
çocuk dediğin, anasından,babasından korkar.
çocuk dediğin, şimdi seni gebertirim,diyince sus pus olur.
çocuk dediğin, her önüne gelenle oynamaz.
çocuk dediğin, büyüklerin vurduğu yerde gül çıkacağını bilir.
çocuk dediğin, verilen öğütlerin dışına çıkmaz.
çocuk dediğin, ağacada çıkmaz.
çocuk dediğin, kapının önüne çıkar.
çocuk dediğin, durmadan ıslık çalmaz.
çocuk dediğin, yemekten önce mandalina yemez.
çocuk dediğin, her top peşinde koşmaz.
çoccuk dediğin, kuş peşindede koşmaz.
çocuk dediğin, kız peşinde hiç koşmaz.
çocuk dediğin, büyüklerin bir dediğini iki ettirmez.
çocuk dediğin, zırt pırt televizyonu açmaz.
çocuk dediğin, söylenen işten kaçmaz.
çocuk dediğin, anasının babasının odasını açmaz.
çocuk dediğin, kapı çalınınca koşup kapıyı açar.
çocuk dediğin, insanın tepesine binmez.
çocuk dediğin, akşama kadar bisikletede binmez.
çocuk dediğin, kimsenin dalına basmaz.
çocuk dediğin,ıslak yerlerede basmaz.
çocuk dediğin, sofrada adam gibi oturur.
çocuk dediğin, büyüklerin yanında oturmaz.
çocuk dediğin, çocukluğunu bilir.
çocuk dediğin, dersinide bilir.
çocuk dediğin, pırtlatmak için avurdunu şişirmez.
çocuk dediğin, çağırılınca gelir.
çocuk dediğin, yüzüne bakılınca kendine gelir.
BÜYÜKLERE gelince...
onlar büyüktür ve herşeyi yapabilirler.
ve çocuklar yaşlanıp ölünceye dek, herşeyi sadece büyüklerin yapabileceğine inanarak yaşarlar...
ÇETİN ALTAN
16 Temmuz 2007 Pazartesi
TÜRKİYEDEN GUİNESSLİK ÖLÜMLER

sevgili dostumun yolladığı e-postayı sizlerlede paylaşmak istedim.hani güleriz ağlanacak halimize diye bir söz vardır ya bu e-postadakilerde bu sözü en güzel şekilde ifade ediyor.
biraz acı tebessüm biraz düşünmek...!!!
1.balkona elli kişinin çıkması sonucu meydana gelen toplu ölüm(dudulluda bir nişan töreninde)
2.TEMde seyreden araçtaki 5 kişinin radyoda oynak şarkı çalınca aracı sağa çekerek otoyolda göbek atmaya başlaması ve 3ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü(adapazarı-hendek)
3.elektrik direğine yaslanıp ayakkabısındaki taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen kişiyi elektrik çarptığını zanneden başka kişnin akımdan kurtarmak amacıyla kafasına kürekle vurup öldürmesi(rize-tunca köyü)
4.midesine sinek kaçan birinin sineği öldürmek için odaya sıkar gibi ağzına sheltox isimli ilacı sıkması ve sinekten beter ölümü(istanbul-sultanbeyli)
5.aynı işyerinde biri gündüz biri gece vardiyasında çalışan baba-oğlun motosikletle eve giderken sert bir virajda karşılaşıp birbirine selam vermek isterken çarpışarak ölmeleri(konya)
6.karabük demirçelik fabrikasında 600tonluk press makinasının arasından emekleyerek geçen işçinin 2450santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalışırken can vermesi (karabük)
7.birlunaparkta kafadar iki gece bekçisinin uçan sandalyeyi çalıştırıp binmeleri ve durduracak kimse olmayınca inemeyip sabaha kadar kusarak hayatlarını kaybetmeleri(göztepe)
31 Mayıs 2007 Perşembe
KÖTÜ ESPİRİ YAPMA....

- bir adam varmış kafasına 1klbytlık kağıt düşmüş ölmüş:)
-yerin kulağı vardır...benimde kulağım var...ama ben yermiyim ...yemem:)
-fransızların neyi eksiktir? franları:)
-atı alan üsküdarı geçti..taksime yöneldi takipteyiz tamam :)
-bakteriler bağırsakta yaşar bağırmasakta:)
-adamın biri gece bilgisayar başında uyuyakalmış hasta olmuş neden? windows açık kalmış
-zenci denize düşerse nolur? ıslanır:)
-telgrafın tellerine ne olmuş? kuşlar konmuş
-adamın biri varmış sonra o adam yok olmuş
-(msnde) cam açarmısın? olmaz kapı açık ceryan yapıyor
-herşeyi bilen ördeklere ne denir? blendax
-fransız ihtilali neye karşı çıkmıştır? sabaha karşı:)
-gerçekler acıdır o halde baklavada acıdır
-doktor:astımlımısınız cevap:yok biz buralıyız:)
-adamın biri süs dükkanına girmiş ölmüş neden?adama intihar süsü vermişler:)
-bir adam varmış gülmüş karısıda lale
-bir kız varmış sonra büyümüş kadın olmuş
-tanrı temele demişki yürü ya kulum temelde arabasını satmış:)
-adamın biri şişkoymuş sonra havasını almışlar zayıflamış
5 Mayıs 2007 Cumartesi
28 Nisan 2007 Cumartesi
ÖLÜM TATLI BİR NİNNİ
düş kuramıyor çocuklar,ölümün dehşetinden,ölüm bile kendinden utanıyor filistinde lübnanda,ve adını bile bilmediğim bir meridyenin bilmem kaçıncı periyodunda bulunan bir ülkede...nasıl utanmasınki,nasıl dehşete düşüp ürpermesinki.bir insan hayatında kaç kezölürki yada bir bebek kaç gün yaşarki kan kokusu ile umut mavisini birbirine harmanlayıp sapan atan çocukların yaşadığı coğrafyalarda...oysa berrak suların ışıldayan maviliğinde leylak kokulu günlerin hayali çok uzak değil oralarda.nasırlı elleri ile parıl parıl parlayan kan çanağı gözleriyle ölümü hergün biraz daha yerin dibine gömerek yürüyorlar tankların üzerine..
Siz hiç çocuk olmadınız beyler bayanlar.siz asla bir çocuk olamadınız.çocuk olmak demek elyaflı kundaklara sarılıp ninniler eşliğinde mışıl mışıl uyumak değildir.çocuk olmak sokaklarda nefesi kesilinceye dek top oynayıp sonrada kana kana su içmekte değildir.hele hele it donduran ayazda evinin sobasının önüne diz çöküp patır patır patlayan kestaneleri yemek hiç değildir.bisiklete binmek bilye ve uzun eşşek oynamak... bunların hiç biri doğru cevap değildir arkadaşlar. bilemediniz maalesef.elbette bilemediniz.çünkü hiç çocuk olmadınız eğer çocuk tanımı sizin dediğiniz gibi olsaydı bunu filistinli lübnanlı somalili hintli çocuklara nasıl kabul ettirebilirdinizki.hesap sormazlarmı aniden şahlanıp yapışmazlarmı kalın ensenizin sarmaladığı boynunuza...onlar yalın ayakları nasırlı elleri ile yürümemişlermiydi ölümün üstüne.üzerine şarapneller yağarken bir donkişot gibi saldırmamışlarmıydı devasa tankların ölüm kusan gövdelerine...kavurucu çöl sıcağı gecelerde kıvranmamışlarmıydı sıtmadan ölmemişlermiydi tifodan onlar çocuk değiller deiğilmi(?!)teröristler üstüne üstlük dokuz on yaşlarındalar hatta ve hatta kadında olsa çocukta olsa vurulmalıdırlar.ama şimdi böle sölemeyin bu kezde sizin çocuklar alınacaklar...siz iyisimi çoluk çocuk edebiyatı yapmayın bu size göre bir iş değil.onlar zaten zamanı gelince bir bir soracaklar bunların hesabını.....
Siz hiç çocuk olmadınız beyler bayanlar.siz asla bir çocuk olamadınız.çocuk olmak demek elyaflı kundaklara sarılıp ninniler eşliğinde mışıl mışıl uyumak değildir.çocuk olmak sokaklarda nefesi kesilinceye dek top oynayıp sonrada kana kana su içmekte değildir.hele hele it donduran ayazda evinin sobasının önüne diz çöküp patır patır patlayan kestaneleri yemek hiç değildir.bisiklete binmek bilye ve uzun eşşek oynamak... bunların hiç biri doğru cevap değildir arkadaşlar. bilemediniz maalesef.elbette bilemediniz.çünkü hiç çocuk olmadınız eğer çocuk tanımı sizin dediğiniz gibi olsaydı bunu filistinli lübnanlı somalili hintli çocuklara nasıl kabul ettirebilirdinizki.hesap sormazlarmı aniden şahlanıp yapışmazlarmı kalın ensenizin sarmaladığı boynunuza...onlar yalın ayakları nasırlı elleri ile yürümemişlermiydi ölümün üstüne.üzerine şarapneller yağarken bir donkişot gibi saldırmamışlarmıydı devasa tankların ölüm kusan gövdelerine...kavurucu çöl sıcağı gecelerde kıvranmamışlarmıydı sıtmadan ölmemişlermiydi tifodan onlar çocuk değiller deiğilmi(?!)teröristler üstüne üstlük dokuz on yaşlarındalar hatta ve hatta kadında olsa çocukta olsa vurulmalıdırlar.ama şimdi böle sölemeyin bu kezde sizin çocuklar alınacaklar...siz iyisimi çoluk çocuk edebiyatı yapmayın bu size göre bir iş değil.onlar zaten zamanı gelince bir bir soracaklar bunların hesabını.....
19 Mart 2007 Pazartesi
BURÇLARINIZIN ÖZELLİKLERİ
KOÇ:uğulu sayınız pi sayısı.uğurlu taşınız erol taş.uğurlu gününüz anneler günü...
BOĞA:Uğurlu sayınız set sayısı.uğurlu taşınız atilla taş.uğurlu gününüz sigarayı bırakma günü...
İKİZLER:uğurlu sayınız doğal sayılardan en doğalı.uğurlu taşınız barni moloz taş.uğurlu gününüz elektrik faturasının son ödeme günü...
YENGEÇ:uğurlu sayınız avrupa liglerinde bulunan türk futbolcu sayısı.uğurlu taşınız göktaşı.uğurlu gününüz her Allahın günü...
ASLAN:uğurlu sayınız ölü ve yaralı sayısı.uğurlu taşınız yüz metre ileriye TAŞındık.uğurlu gününüz mahşer günü...
BAŞAK:uğurlu sayınız safer sayısı. uğurlu taşınız çakmak taşı.uğurlu gününüz.ramazanın üçüncü günü...
TERAZİ:uğurlu sayınız yolcu sayısı.uğurlu taşınız böbrek taşı.uğurlu gününüz hafta içi hergün...
AKREP:uğurlu sayınız cem uzanın el koyulan şirketlerinin sayısı.uğurlu taşınız hayri pıtırın felsefe taşı.uğurlu gününüz muayyen gün...
YAY:bir eldeki parmak sayınız.uğurlu taşınız göbek taşı.uğurlu gününüz altın günü...
OĞLAK:uğurlu sayınız ahmet altanın kitap baskı sayısı.uğurlu taşınız musalla taşı.uğurlu gününüz çamaşır günü...
KOVA:uğurlu sayınız biletli taraftar sayısı.uğurlu taşınız mezar taşı.uğurlu gününüz ziyaret günü...
BALIK:uğurlu sayınız avagadro sayısı.uğurlu taşınız okey taşı.uğurlu gününüz pilav günü....
BOĞA:Uğurlu sayınız set sayısı.uğurlu taşınız atilla taş.uğurlu gününüz sigarayı bırakma günü...
İKİZLER:uğurlu sayınız doğal sayılardan en doğalı.uğurlu taşınız barni moloz taş.uğurlu gününüz elektrik faturasının son ödeme günü...
YENGEÇ:uğurlu sayınız avrupa liglerinde bulunan türk futbolcu sayısı.uğurlu taşınız göktaşı.uğurlu gününüz her Allahın günü...
ASLAN:uğurlu sayınız ölü ve yaralı sayısı.uğurlu taşınız yüz metre ileriye TAŞındık.uğurlu gününüz mahşer günü...
BAŞAK:uğurlu sayınız safer sayısı. uğurlu taşınız çakmak taşı.uğurlu gününüz.ramazanın üçüncü günü...
TERAZİ:uğurlu sayınız yolcu sayısı.uğurlu taşınız böbrek taşı.uğurlu gününüz hafta içi hergün...
AKREP:uğurlu sayınız cem uzanın el koyulan şirketlerinin sayısı.uğurlu taşınız hayri pıtırın felsefe taşı.uğurlu gününüz muayyen gün...
YAY:bir eldeki parmak sayınız.uğurlu taşınız göbek taşı.uğurlu gününüz altın günü...
OĞLAK:uğurlu sayınız ahmet altanın kitap baskı sayısı.uğurlu taşınız musalla taşı.uğurlu gününüz çamaşır günü...
KOVA:uğurlu sayınız biletli taraftar sayısı.uğurlu taşınız mezar taşı.uğurlu gününüz ziyaret günü...
BALIK:uğurlu sayınız avagadro sayısı.uğurlu taşınız okey taşı.uğurlu gününüz pilav günü....
1 Mart 2007 Perşembe
NEYDİK NE OLDUK

Bende hırsızzedelerden oldum galiba :) (galiba dedim çünkü hala telefonumun dershanede yanımdayken çalınmasına inanamıyorum .dershaneye ilk kayıt olduğum günde bana hoşgeldin demek bahanesiyle cüzdanımdan 20ytlmi çaldılar))demekki artık inandırmam lazımkendimi herkesi kendim gibi düşünmekten vazgeçmem gerekir artık.huyumdur herkese güvenirim ben .polis bana soruyor:şüphelendiğiniz biri varmı?? bende cevap şöyle: yapamaz kimse yapamaz hepsi iyi çocuklar polis amca:) ve polis basar kahkahayı.... özetin özeti::biz insanlar bir zamanlar faziletliydik,bir zamanlar dürüsttük,bir zamanlar itibarlıydık,bir zamanlar harama el sürmezdik,bir zamanlar medeniydik,bir zamanlar dosdoğruyduk,bir zamanlar hırsızlık nedir bilmezdik,bir zamanlar nazik ve zariftik,bir zamanlar hayata saygılıydık,bir zamanlar hayırseverdik,BİR ZAMANLAR BEYAZ GÜLLER KADAR TEMİZDİK,SAFTIK.... NELER OLUYOR BİZE???!!!
4 Şubat 2007 Pazar
MUTLULUK
Büyük bir kedi,kuyruğuyla oynayan küçük birkediye sormuş:
'Neden kuyruğunu kovalıyorsun?Yavru kedi,yanıt vermiş:
'Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk,mutluluğunda kuyruğum olduğunu öğrendim.Bu nedenle onu kovalıyorum,yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.'
Bunun üzerine yaşlı kedi,şöyle demiş:
'Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim;ama bir süre sonra ne zaman onu kovalasam benden uzaklaştığını,ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geldiğini fark ettim.'...
'Neden kuyruğunu kovalıyorsun?Yavru kedi,yanıt vermiş:
'Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk,mutluluğunda kuyruğum olduğunu öğrendim.Bu nedenle onu kovalıyorum,yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.'
Bunun üzerine yaşlı kedi,şöyle demiş:
'Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim;ama bir süre sonra ne zaman onu kovalasam benden uzaklaştığını,ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geldiğini fark ettim.'...
29 Ocak 2007 Pazartesi
HAYATA DAİR...VEDA...

Hazin bir kış günü
Gelecek kapımıza beklediğimiz ölüm.
Sencede erken değil mi?
Gitmek için.
O sonu belirsiz karanlığa
Sende teslim olacaksın bir gün
Hayat böle işte diyeceksin
Sonra azrailin peşine düşüp gideceksin
Gideceksin ve bir daha dönmeyeceksin.
Kim anladı seni bu hayatta
Yaşadığın sürecekim geldi kapına
Kim sarıldı sana dostça
Kandırma kendini boşa
O beklediğin dostun var mıydı yanında?
Veda ederken hayata...
19 Ocak 2007 Cuma
UĞUR MUMCU'YU YAŞATMAK

Ulusal sol geleneğin ve Atatürkçülüğün yılmaz savunucusu bundan tam 13yıl önce emperyalist uşağı gericiler tarafından katledildi.Onu katleden güçler artık iktidarı tamamen ele geçirdi.
Her yıl olduğu gibi Atatürkçüler Uğur Mumcu'yu anacak.Herkes Uğur Mumcuyu yaşatmaktan bahsedecek.Bunlardan biride Uğur Mumcu'nun katledilmesinden kısa bir süre önce ayrılma noktasına geldiği Cumhuriyet gazetesi olacak.
Ancak Cumhuriyet gazetesi Tayyip Erdoğan'ın yıllarca ortaklık yaptığı iddia edilen,gerici belediyelerden kaptığı ihalelerle köşe olan Taşyapı firmasının tam sayfa ilanlarını da basmaya,Ülker sponsorluğuyla gazete eki vermeye devam edecek.
Mumcu'nun''Tarikat,Ticaret,Siyaset''kitabıyla ortaya koyduğu Amerikancı düzenin o kirli ağına bir de samimi Atatürkçülerin günlük 75kuruşluk sermayesi dahil edilmiş olacak.
AMA ÜZÜLMEYİN.UĞUR MUMCU'YU GERÇEKTEN YAŞATACAKLAR VAR......
11 Ocak 2007 Perşembe
KARSLI DEDENİN ETTİĞİNE BAK!!!
BİZİM millet yıllardır ''susmaya alışık olduğu için''meramını anlatmakta pek mahir değildir.Televizyon kanalları bazen sokağa kamera,mikrofon çıkarıp,vatandaşa tutar.Maksat halkın halkın nabzını ölçmektir.Fakat bizim zevat genelde kem-küm edip,durur.Ama ender de olsa hiç çaktırmadan taşa gediğine koymasını bilenler de çıkar.Aşağıdaki alıntı,bu durumu belgeleyen BOŞ LAFLAR ANTOLOJİSİ kitabından:
Kars'ta bir yerel TV,halkın arasına karışarak gündelik hayata dair röpörtajlar yapıyor.Muhabir,yaşlı bir amcaya mikrofon tutuyor:
-nasılsın dayı,eyimisen?
-şükür oğul,canı taşırem,eyiyem,çoh eyiyem.
-halin keyfin sağlığında eyi midir?
eyidir,he çoh eyidir.
-şehirden hizmetlerden memnun musun?
-nasi söz?
-validen kaymakamdan, belediye başkanından?
-hiç eyle olur?bizim agzimiz dovlete ne diyebilir?
-yani memnunsun.
-Allah dovlete millete,kaymakam bege,bolediye basganimiza zeval vermesin.
-memnunsun?
-dovletimiz,kaymakamımız,basganımız,şanli ordumuz başimizdadır.her ne olursa bir fiil o dakika yanimizdadır.ben vatanıma nasi serzeniş ederem?amma benim derdim başkadır.
-Allahına gurban dayı,söle nedir?
-doksan sene önce buraya Ruslar girdi ya?
-he girdi.
-hani bu belediye binalarını,okulları,çeşmeleri,istasyonu Ruslar yaptı ya?
-Rus işgalinde yapıldı değil mi dayı?
-he...heç benim dovletime milletime sözüm olur mu?ben aha bu rusların avradını...Doksan sene önce bu kaldırımları,caddeleri yapıp gittilar,bir gün olsun bi kere Karsa'a gidek,yollar bozuldu mu,kanallar tikandi mi demediler.insan bi gelir de bakar buralara ,heç beyle olur???!!!
Kars'ta bir yerel TV,halkın arasına karışarak gündelik hayata dair röpörtajlar yapıyor.Muhabir,yaşlı bir amcaya mikrofon tutuyor:
-nasılsın dayı,eyimisen?
-şükür oğul,canı taşırem,eyiyem,çoh eyiyem.
-halin keyfin sağlığında eyi midir?
eyidir,he çoh eyidir.
-şehirden hizmetlerden memnun musun?
-nasi söz?
-validen kaymakamdan, belediye başkanından?
-hiç eyle olur?bizim agzimiz dovlete ne diyebilir?
-yani memnunsun.
-Allah dovlete millete,kaymakam bege,bolediye basganimiza zeval vermesin.
-memnunsun?
-dovletimiz,kaymakamımız,basganımız,şanli ordumuz başimizdadır.her ne olursa bir fiil o dakika yanimizdadır.ben vatanıma nasi serzeniş ederem?amma benim derdim başkadır.
-Allahına gurban dayı,söle nedir?
-doksan sene önce buraya Ruslar girdi ya?
-he girdi.
-hani bu belediye binalarını,okulları,çeşmeleri,istasyonu Ruslar yaptı ya?
-Rus işgalinde yapıldı değil mi dayı?
-he...heç benim dovletime milletime sözüm olur mu?ben aha bu rusların avradını...Doksan sene önce bu kaldırımları,caddeleri yapıp gittilar,bir gün olsun bi kere Karsa'a gidek,yollar bozuldu mu,kanallar tikandi mi demediler.insan bi gelir de bakar buralara ,heç beyle olur???!!!
2 Ocak 2007 Salı
BAKALIM BEĞENECEK MİSİNİZ ARKADAŞLAR?
California da yaşanmış ve kayıtlara geçmiş bir olay dosyası:
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir...Tam bu sırada farklı bir yerde kadın,kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
kime:sevgili karıma
konu:yeni ulaştım.
tarih:16 mayıs 2004
benden haber aldığına şaşıracağından eminim.Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz.Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım.Herşey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum.Umarım benim gibi sonsuz bir yolculuk geçirirsin.
NOT:BURASI ÇOK SICAK.....
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir...Tam bu sırada farklı bir yerde kadın,kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
kime:sevgili karıma
konu:yeni ulaştım.
tarih:16 mayıs 2004
benden haber aldığına şaşıracağından eminim.Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz.Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım.Herşey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum.Umarım benim gibi sonsuz bir yolculuk geçirirsin.
NOT:BURASI ÇOK SICAK.....
1 Ocak 2007 Pazartesi
YURDUM İNSANI
Kaydol:
Yorumlar (Atom)















