6 Ağustos 2008 Çarşamba

İNSAN BEYNİNİN GÜCÜ!!!!!

Polonya'daki Lodz kasabasından çıkan tren, dükkanlara dondurma dağıtır. Görevlilerden ikisi, dondurmaları dükkana taşımak için dondurma
dolabının içine girer. O sırada dolabın kapağı kapanır ve içerde
kalırlar. Dolabın kapağını vururlar ama onları duyan kimse yoktur. Öleceklerini anlarlar ve sürekli kendi kendilerine "Donucaz, donucaz..." diye mırıldanırlar. İçlerinden bir tanesi kağıda "Yavaş yavaş tenimiz donmaya başladı, artık dayanamıyoruz." diye yazı yazar. En sonunda bunlar donucaz diye diye donarak ölürler. O akşam onları orada bir kasabalı bulur ve polise haber verir. Olay yerine gelen polis bunların otopsisini yaparak donarak öldüklerini kamuoyuna açıklar.

AMA DOLAP SABAHTAN BERİ ÇALIŞMIYORDUR...




Bilimsel açıklaması şudur:
bir insan psikolojik bazı şeyler vücudunu etkileyebilir mesela insan aşırı sinirden gücüne çok giden bir şey olduğunda beynindeki o kötü düşünceler kalble temase geçerler beyin bir müddet sonra kalbi kasmaya başlar ve sonra beyindeki adamın aklına getirdiği komutlar kalbi gittikçe köreltir çünkü düşüncelerimiz beyindedir. ve bildiğiniz gibi beyin organlarımıza hükmeder

24 Temmuz 2008 Perşembe

İŞTE BENİM MEMLEKETİM...KAĞIZMAN...


COĞRAFYA:Kars'a 70 km,Erzurum'a 150km mesafededir.

EKONOMİ:halkın geçim kaynağı hayvancılık ve bahçeciliktir.Önemli bir gelir kaynağı da arıcılıktır.Kafkas ırkı arılardan elde edilen kağızman balları çok değerlidir.Tamamen organik yöntemlerle üretirlmektedir.

kayısısı,duttan yapılan pestili,kaşarı ve pekmezi meşhurdur.Ayrıca çeçil peyniri ilçenin adını duyurması itibariyle önemlidir.Kişniş,tarhun ve reyhan otları yöreye has olup,bütün dünyada kullanılmaktadır.

kayısısı ve söbü elması meşhurdur.

TARİHİ:Çamuşlu köyünde kaya resimleri,Çengilli köyünde Çengilli kilisesi,Tunçkaya köyünde Keçivan kalesi(tek girişi olan ilk kale)ve birçok keşfedilmemeiş tarihi eserleri vardır.

EĞİTİM:ilçede ilköğretim okulları ve anadolu lisesi ve kağızman lisesinin yanısıra kafkas üniversitesine bağlı kağızman meslek yüksekokulu bulunmaktadır.

ULAŞIM:Iğdır'dan hareket eden şehirler arası otobüs firmaları ile ülkemizin önemli merkezleri olan Ankara,İzmir,Eskişehir,Bursa,Antalya ve diğer yerlere her gün düzenli ulaşım sağlamak mümkündür

8 Temmuz 2008 Salı

MERHABA DOSTUM.....

Merhaba dostum.
bizim evrenimiz yaşanmaz oldu artık
sizin evreniniz nasıl dostum?
Sizin oralarda da insanlar yarı aç yarı tok mu yaşıyor?
Sizin oralarda da insanlar birbirlerinin kuyularını mı kazıyor?
Sizin oralarda da insanlar birbirlerinin kanını mı döküyor?
Sizin oralarda da amela pazarları dolup taşıyor mu?
Sizin oralarda da devrimciler işkencede öldürülüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar suçlu evlerinde çürütülüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar evlerinden alınıp bir daha geri getirilmiyor mu?
Sizin oralarda da insanlar ana dilini konuşunca işkence görüyor mu?
Sizin oralarda da insanlar suçlu evlerine atılıyor mu suçsuz yere??

24 Haziran 2008 Salı

İKİ 17 YAŞ

1.onyedi yaş

Bir genç varmış…Daha on yedisindeymiş… Umutları varmış…Eşitlik, hak, adalet istermiş… Birde bakmış vatan haini olmuş… Mahkemeler kurulmuş… Fermanlar yazılmış… Kuklalar kararı baştan vermiş… Suçu yokken suçlar yüklenmiş… Yalanlarına kılıf hazırlamışlar…
Fermanlar okunmuş ve dar ağacı kurulmuş…
17 yaşında ki bir kişi asılamaz diyip, yaş tespitinin yapılması için verilen çabalar boşa gitmiş…
Ve 17 yaşında bir canın, işkenceden geçmiş bedeninin sonunu hazırlamışlar… Paşa demişki; Asmayalım da besleyelim mi?
Olur mu efendim tabi ki asalım vatan hainlerini mi besleyeceğiz…
Ve ülkeyi bir kez daha kurtarmışlar bir vatan hainini daha asarak… 17 yaşında olmasının önemi yokmuş… Yılanın başını küçükken ezmek gerek…
Yaşamasına izin vermemek gerekliydi..
Bir daha düşünmemeliydi…
Annesine bir daha sarılmamalıydı…
Güzel bir günde yürümemeliydi yoruluncaya dek..
Okumamalıydı bir daha yasa dışı o komünist kitapları..
Bakmamalıydı o sakallı amcanın fotoğrafına bir daha…
Sevmesine, nefes almasına, gülmesine, yumruğunu havaya kaldırmasına izin vermeden yok edilmeliydi…
Apoletli kahramanlar yaptı bunu netekim…
O daha on yediydi…


2.onyedi yaş
O da daha on yediymiş…
Vatan haini ve hep bizi arkadan vuran bir Ermeni’yi öldüren kahramanmış O… Polis amcalar, jandarmalar Türkiye’de işkence var iddialarını çürütecek görüntüler vermiş O kahramanla… Kahramanımızın arkasında kontrogerilla devleti varmış... Emniyet müdürü olayı abartmayın türünden açıklamalar yapmış… Yaşananlar milliyetçi duyguların sonucu olduğu için hoş görülmeliymiş… Mahkemeye çıkarmaları gerekmiş kahramanımızı ve yaş tespiti için adli tıpta yapılan testler sonucu öğrenilmiş ki kahramanımızın yaşı henüz on yediymiş… Adli tıptaki doktor amcalar öyle demiş çünkü.. Hakim amcalarda bu nedenle kahraman evladımızın yaptığı bu küçük yaramazlığın cezasını büyük oranda düşüreceklermiş…Bunlar niye; Çünkü o bir kahraman… Daha vatana çok hizmet edecek… Ama önce içeride biraz besleyip büyütmek gerekli bu yavrucağı… Büyünce O; Çakıcı, Çatlı, Kırcı ağabeyleri gibi olacak…

23 Haziran 2008 Pazartesi

AŞK,DOSTLUK,GÜVEN.....

Allegro demiş ki; Bir zamanlar üç arkadaş varmış... Aşk, Dostluk ve Güven...
Üçü bir arada oldumu harikaymış her şey... Gün gelmiş aşkın işi çıkmış...
Eh meslek bu kolay mı? Ama dostlarından ayrılmadan önce söz vermiş onlara.
Beni özlediğinizde gelin demiş; uzaklarda olmayacağım. Nerde gözleri arzuyla dolu birbirlerine bakan bir çift görürseniz ben ordayım. Ve ayrılmış yanlarından...
Peki demiş Dostluk Güvene; madem öyle ben de yoluma düşeyim... Görev çağırır... Ama merak etme, nerde birlikte ağlayan iki insan görürsen işte beni orada bulursun...
Güven ağzını açmış veda etmek için ama Dostluk ayrılmış arkadaşının yanından onun son sözünü dinlemeden... Ve gitmiş uzaklara...
Güven sessizce içinden geçirmiş elinde olmadan... "Beni kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız..."

16 Haziran 2008 Pazartesi

TÜRKİYEDEKİ ENTRESAN DERNEKLER:)



1) Taşköprü Sarımsak Geliştirme ve Kalkındırma Derneği

2) Angora Tavşanı Seven Şoförler Derneği Lokali

3) İstanbul Akvaryum Yardımlaşma Dayanışma Derneği

4) Genelevi Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği

5) Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Dostları Derneği

6) Müzisyen Sevenler Lokali

7) Orman Avukatları Dayanışma Derneği

8 )Cool İstanbul Televizyon Tamircileri Derneği

9) Volvo Mağdurları Derneği

10) Mazda Araç Sahipleri Derneği

11) Ankara Güçlü İş Adamları Derneği

12) Aydınlıkevler Dolmuş Durağı Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği

13) Kokoreççiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

14) Oluklu Mukavva Üreticileri Derneği

15) Sungurlu Aşıklar ve Müzik Aleti Çalanları Koruma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği

16) Profesyonel Posta Güvercini Uçuranlar Derneği

17) Tayland-Hint-Brezilya-Japon Horozunu Koruma ve Yaşatma Derneği

18) Oyuncu Güvercin Sevenler Derneği

19) Yıkımcılar ve Enkazcılar Derneği

20) Havutlu Mahallesi Cenazeleri Kaldırma Yardımlaşma ve Kültür Derneği

11 Haziran 2008 Çarşamba

KEŞKE....


Keşke hiç büyümesek,
Bir tarafımız zaten hep cocuk,
Diğer yarımızda acımasa..
Keşke hep çocuk kalsak..
Oyun oynarken düşünce dizlerimiz kanasa..kalbimiz yerine..
Keşke hiç büyümesek,
Sadece oyuncaklarda kalsa aklımız,oyunlarda değil..
Keşke hiç büyümesek..
Düşene yardım edebilsek,
Eimizi uzatabilsek şöyle sıkıca tutup kaldırabilsek düşeni....
Keşke hiç büyümesek,
Zorda kalınca ağlasakta herşey düzelse..
Keşke hiç büyümesek el öperken daha içten olsak,
İki elle tutsak o senelerin buruşturduğu eli..
Kahkahalar atarak sarılsak hayata..
Koşabilsek uçurtmaların peşinden..
Keşke hiç büyümesek,para üstü kalsa bi koşu gidip şeker alsak,
Keşke hiç büyümesek adamakıllı a,b,c'yi öğrenebilsek..
Keşke hiç büyümesek..
Dizlerimiz kanasa kalbimizin yerine..!

4 Haziran 2008 Çarşamba

NAZIM HİKMET


seni dünya paylaşamıyor.
şiirlerin bin dilde
seni senden okumak var ya
seninle aynı dilde

mezarın orda olsa
burda olsa ne olur
tepende bir taş olsa
çınar olsa ne olur

nazım hikmet memleket
memleket nazım hikmet
kafiye için yazmadık
hasret sana memleket

kitapların özgür artık
müjdeler olsun nazım
sen yazmaya devam et
hasreti yazma nazım

varna önlerindeydin
sen artık döndün nazım
karadeniz köpürdü
memlekettesin nazım...

31 Mayıs 2008 Cumartesi

HEP BİR ŞEYLER EKSİK KALACAK...


Hep birşeyler eksik,ne zman yeltelensem ruhumun kanlı mızrabından süzülen iki-üç kelam etmeye,ne kadar çok kelime kullansam,ne kadar çok cümle kursam hep ama hep birşeyler eksik...

Yarım yada hiç yaşanmamış hayat en büyük günah diyordu yazarın biri yarım yaşanmışlıklar mı sebebi bu eksikliğin bu tamamlanmayışın,bu belirsizliğin...

Mutluluk tablosu yapayım diyorum,hani bir iki canlı varlık olsun içinde,oysa bana ait zannettiğin herşey çoktan benden gitmiş,dolayısıyla o tablo da eksik

Hep ama hep birşeyler eksik ne ben Havva'yım ne de artık Adem'ler Havva'larını arıyor,bundan mıdır bu eksiklik...

12 Ocak 2008 Cumartesi

ŞEYTANLA İNSAN DİALOGLARI...


birinci kişi:hadi oğlum kır artık şu şeytanın bacağını
ikinci kişi: kırayım değil mi abi?
şeytan: durduk yere niye bacağımı kırıyorsun manyak mısın sen kardeşim?


hakim: neden öldürdün evladım?
sanık: aklımı şeytan çeldi efendim.
şeytan: valla bir şeyden haberim yok,hem herifte akıldan eser yok hakim bey.


kadın:neden aldattın beni?
erkek:şeytana uydum hanım.
şeytan:hadi ordan sapık kadını görünce salyaların aktı,benim olayla uzaktan yakından bir alakam yok.


anne:oğlum oynama babanın tüfeğiyle şeytan doldurur.
şeytan:yok bacım karışmam ben.Enişte elletmiyor.


adam:ooo okeye kaptırmışınız şeytanınız bol olsun.
şeytan:Hilmi abi,yan masadayız biz abi be ya...kalabalık gelince bizde iki el atalım dedik.


kadın:şeytan aldı götürdü satamadan getirdi.
şeytan:senide götürsem mi acaba


kız:aman Ayla bırak Allah aşkına şeytan görsün onun yüzünü
şeytan:yapmayın kızlar korkarım ben yaa...


erkek:oğlum bak bu kızda şeytan tüyü var
şeytan:elimi sürdüysem şerefsizim:):):)

15 Aralık 2007 Cumartesi

DEĞİŞİK BİR YAKLAŞIMLA BİLDİĞİMİZ BİR MASAL!!!

--------------------------------------------------------------------------------

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ ( KURTTAN )
Ah be dostlar aaaaah. Şimdiye kadar hep kırmızı başlıklı kızdan dinlediniz bu korkunç olayı. Hiç sormadınız kurt kardeş sen ne diyorsun bu olay hakkında. Aslında olay sizin bildiğiniz gibi değil. Birde ben anlatıyım size:
Bir gün bu kırmızı başlıklı kız ormanda atlaya , zıplaya büyükannesini ziyarete giderken beni gördü. Bana büyük meşe ağacının yerini sordu. Bende söyledim tabi. Sonra merak ettim bu kız ne yapacak büyük meşe ağacının orda. Hem büyükannesinin evine ters düşen tarafta taaaaa ormanın öbür ucu…
Eeeeee dostlar bu orman öyle tekin bir yer değildir hani. Bende düştüm bu kırmızı başlıklı kızın peşine. Derken bir baktım meşe ağacının yanında bir genç delikanlı bekliyor bizim kızı. Biraz dikkatli bakınca ne görüyüm , bu bizim oduncu değil mi?
Baktım durum ciddi , önlerine çıkıp ne yapıyorsunuz dedim. Uzun süredir tanırım bu delikanlıyı. Hep kızlara : “ Sizi meşhur edicem , ünlü olacaksınız,filmlerde oynayacaksınız. ”diye kandırıp alıp götürür. Sonrası …. Sonrası hiç bilinmez ne olur ne biter. Ne kadarı gerçekleşir ne kadarı gerçekleşmez.
Kızın kolundan tuttuğum gibi büyükannesinin evine doğru yola çıktık. Anlattım her şeyi oduncu hakkında. Dedim ki : “ Bak kızım bu delikanlı tekin değildir. Kızları kandırıp uzak ülkelere götürür. Sonunda sen üzülürsün . ” dedim. Ama bakın ki dostlar kız la diyor lo demiyor . Neyse büyükannesinin evine geldik. Kadın şaşırdı önce , sonra içeri girdik. Anlattım konuyu. Çok kızdı o da. “ O oduncu tekin değil. ” dedi.
Neyse efendim acıkmıştırsınız diye sofra kurdu bize. Ben de yemek yedikten sonra biraz uyurum. Bir uyandım karnımda bir ağırlık bir ağırlık.
Nerdeyim dedim hemen koşup büyük annenin evine gittim.
Birde baktım o oduncu konuşup bir şeyler anlatıyor . Yanında da polisler , gazeteciler , bütün kasaba sanki büyükannenin evine taşınmış. İşin aslı ise şuymuş dostlar . Ben de sonradan öğrendim , bu oduncu ben uyuyunca gelmiş. Kırmızı başlıklı kızla bir olup aklını çelmişler büyükannenin. Kurt seni yedi bizde seni kurtardık demişler. Sonra ben uyurken gazetecilere polislere bu uyduruk hikayeyi anlatmışlar. Beni soranlara ise su içerken kuyuya düştü , öldü demişler.
Ah be dostlar şimdi neden canlı yayına çıkıp bu olayın asıl yüzünü anlatmadığımı soracaksınız. Eeeee kim inanır ki bana? En iyisi ölü bilinmekti benim için. Bunun için sustum. Ama siz söyleyin , siz olsaydınız ne yapardınız? Şimdi söyleyin kim inanır bu kurda…. Adım çıkmış 9 inmez 8’e.

11 Ekim 2007 Perşembe

ANNE, AFRİKA ÇOK MU UZAK?

Güzel bir gündü. Yağmurun her şeyi yıkadığı ve pırıl pırıl parlattığı bir nisan günü… Yol kenarları papatyalar, gelincikler ve ismini bilemediğimiz sarı çiçeklerle dolmuştu çoktan. Üzerinde okul önlüğü olan bir çocuk, papatyaların, gelinciklerin ve isimsiz sarı çiçeklerin yanından yürüdü gitti. Toprak ıslaktı, çiçeklerin yapraklarında tek tük yağmur damlaları vardı. Kırmızı çiçekler üzerinde kelebekler uçuşuyordu. Gelinciğin birinin dalında da bir uğurböceği havanın keyfini çıkarıyordu. Belki de kendisiyle uç uç oynayacak bir çocuğu gözlüyordu. Ama çocuk bunların hiçbirini görmedi, beyaz papatyaların, kırmızı gelinciklerin, bir yavru kaplumbağanın, çocuk bekleyen uğurböceğinin yanından geçti gitti.

Onun kafasında bir fotoğraf vardı. Bir fotoğraf. O fotoğraf kaplamıştı kafasının içini. Gözleri kafasının içindeki o fotoğrafa bakıyordu sürekli. Siyah tenli, kıvırcık saçlı kendi yaşlarında bir çocuk. Öyle bakıyordu ki fotoğraftaki çocuk… Öyle işte… Göz pınarları dolu doluydu fotoğraftaki çocuğun. Dokunsan ağlayacak gibi. Öğretmenleri onun hikâyesini anlatmıştı. O çocuğun nerede ve nasıl yaşadığından söz etmişti. Onun ülkesi, susuzluktan çatlamış toprakların ülkesiydi. İnsanlar bir lokma ekmeğe muhtaçtı. Midelerine bir şey girmeden günler geçiriyordu o çocuklar. Ya bizim sahip olduklarımız… Öğretmen konuşmasını burada bitirmişti.

Önlüklü çocuk yavaş yavaş yürüyor, yürürken düşünüyor, sanki kafasının içindeki siyah tenli kıvırcık saçlı çocuğa bir şey söylemek istiyordu.

Beyaz papatyaların, kırmızı gelinciklerin yanından yürüdü sessizce. Usul usul bastı ıslak toprağa. Evine vardı. Odasına kapandı. Annesi şaşırmıştı. Birkaç kere seslendi, içeriden ses gelmiyordu. Odaya girdi, çocuğu, çantasını gelişigüzel odanın bir yerine atmış, sandalyeye oturmuş düşünüyordu. Ne olduğunu anlamak isteyen meraklı gözlerle çocuğu baştan ayağa inceledi. Bir şey düşünüyordu. Kafasının içinde bir şeyler vardı.

-Ne oldu yavrum, nen var? diye sordu. Çocuk annesine baktı.

-Anne, Afrika çok mu uzak?

-Epeyce uzak sayılır. Hadi gel, ellerini yıka, karnını doyur, sonra konuşuruz.

-Afrika’daki insanlar çok mu fakir?

-Bir kısmı öyle.

-Yiyecekleri, giyecekleri yokmuş öyle mi?

-Öyle.

Çocuk yerinden kalkarak ellerini yıkadı, yemek masasına oturdu. Sofradaki yemeklerin hepsine tek tek baktı. Bugün sofralarında ne kadar çok yiyecek olduğunu fark etti. Birkaç lokma yedikten sonra, annesine ders çalışacağını söyleyip odasına çekildi. Anne durumu anlamıştı. Günlerdir birçok yerde o da rastlıyordu Afrikalı çocuk resimlerine. Çevresinde oralara yardım etmeye çalışan insanlar da vardı. Demek ki Afrikalı çocukları anlattılar okulda diye düşündü. Sonra da ev işlerine dalıp gitti.

Epeyce sonra çocuğu aklına geldi annenin. Meraklandı. Çocuğun odasına girdi, girer girmez de şaşırıp kaldı. Çocuğu gülümsemeye başlamıştı. Üzerindeki üzüntü hali gitmişti. Masanın üzerinde de bir kutu duruyordu. Yanında kağıt parçaları, makas, yapıştırıcı filan….

-Anne biz Afrika’ya gidemeyiz değil mi?

-İstersek gideriz; ama şimdi böyle bir şeye gerek yok. Neden?

-Ben elbiselerimi oradaki çocuklarla paylaşmak istiyorum da…

-……

-Kitaplarımı da…

-……..

-Oyuncaklarımı da…

-………

-Olur mu?

-Olur tabii. Oraya yardım götüren insanlara verebiliriz bunları.

-Tamam.

-Ha, bir de harçlığımı..

-Ne?

-Harçlığımı da paylaşmak istiyorum onlarla.

-Nasıl yapacaksın bunu?

-İşte böyle.

Çocuk bunu söyledikten sonra, masanın etrafındaki kahverengi kutuyu eline alıp annesine gösterdi. Kutunun öteki yüzünde çiçekler ve bir de yazı vardı. Çocuk odasında olduğu sürede bu kutuyu yapmış, dışını da çiçeklerle süslemiş, üzerine de bir yazı yazmıştı. Anne dikkatle baktı ve yazıyı okudu:

Afrika kumbarası…

Çözüm buydu. Çocuk her gün harçlığının bir bölümünü bu kumbaraya atacak, birikince de o fotoğraftaki çocuğa, siyah tenli, kıvırcık saçlı çocuğun ülkesine gönderecekti. Kim bilir, belki de bu yardım o fotoğraftaki çocuğa ulaşacaktı.

Anne çocuğunun çözümünü çok beğendi. Akşam vakti işe dönen babayı Afrika kumbarası karşıladı. İlk parayı da o attı. Çocuk ertesi gün harçlığını aldığında hemen kumbaraya atacaktı bir kısmını. Bunun hayalini kurarak yatağına uzandı. Rüyasında o fotoğrafı gördü. Bu defa siyah tenli, kıvırcık saçlı çocuk gülüyordu.

31 Ağustos 2007 Cuma

ATAM İZİNDEYİZ


Atam hala yaşıyorsak:
Edepsizlik sayesinde!
Altı oku soruyorsan,
Politika dehlizinde!
Hele partin senden sonra,
Devrimlerin tavizinde!
Vasfedeyim halimizi,
Kalemime ver izin de!

Yobazlarla gericiler,
Onlar bizden daha zinde!
Atam Atam.... derler ama
Bir adınız var sizinde...

Halkçılıkla devletçilik
Anlatamam,çok hazinde
Çoktan beri sahteciler
Ağır çeker her vezinde

Tek umut var o da yalnız
Amerikan dövizinde.

Sorma Atam halimizi
Halmi kaldı anlatacak
İşte geldik dizindeyiz!!

Yata yata çok yorulduk
Tatil yaptın izindeyiz!!

Sanayide henüz daha
Cafer için lazım diye
Amerikan bezindeyiz.
Geçeceğiz Avrupayı
Ama şimdi izindeyiz!!

Hocamız var hacımız var
Uçan kuşa borcumuz var
El oğlunun ağzındayız
Ama bizi zor bulurlar
Bahar, yaz, kış izindeyiz!!

Evet doğru söylemişsin
Türk milleti çalışkandır
Bizde senin tezindeyiz
Dinlenmekten yoruldukta
Onun için izindeyiz!!

Zinde kuvvet diye söz var
Kimse bilmez adresini
Ah izindeyiz,vah izindeyiz
Bugün değil bu yıl değil,
Çoktan beri izindeyiz!!

İlerledik Atam öle
Şimdi görsen tanımazsın,
Amerikan tarzındayız!
Arasanda bulamazsın
Otuz yıldır izindeyiz!!!

AZİZ NESİN

30 Ağustos 2007 Perşembe

KORKMAK

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor,kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birşey vermediği için.
Veölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için...

W.SHAKESPEARE

23 Ağustos 2007 Perşembe

PEDAGOJİ


çocuk dediğin, uslu oturur.
çocuk dediğin, büyüklerin sözünü dinler.
çocuk dediğin yapma diyince yapmaz.
çocuk dediğin,yat diyince yatar.
çocuk dediğin, önüne konanı yer.
çocuk dediğin, yeni icatlar çıkarmaz.
çocuk dediğin, ders çalışır.
çocuk dediğin, dikkafalılık etmez.
çocuk dediğin, çok soru sormaz.
çocuk dediğin, karşılık vermez.
çocuk dediğin, paylanınca önüne bakar.
çocuk dediğin, evi dağıtmaz.
çocuk dediğin herşeyi istemez.
çocuk dediğin, her udyduğunu söylemez.
çocuk dediğin, anasından,babasından korkar.
çocuk dediğin, şimdi seni gebertirim,diyince sus pus olur.
çocuk dediğin, her önüne gelenle oynamaz.
çocuk dediğin, büyüklerin vurduğu yerde gül çıkacağını bilir.
çocuk dediğin, verilen öğütlerin dışına çıkmaz.
çocuk dediğin, ağacada çıkmaz.
çocuk dediğin, kapının önüne çıkar.
çocuk dediğin, durmadan ıslık çalmaz.
çocuk dediğin, yemekten önce mandalina yemez.
çocuk dediğin, her top peşinde koşmaz.
çoccuk dediğin, kuş peşindede koşmaz.
çocuk dediğin, kız peşinde hiç koşmaz.
çocuk dediğin, büyüklerin bir dediğini iki ettirmez.
çocuk dediğin, zırt pırt televizyonu açmaz.
çocuk dediğin, söylenen işten kaçmaz.
çocuk dediğin, anasının babasının odasını açmaz.
çocuk dediğin, kapı çalınınca koşup kapıyı açar.
çocuk dediğin, insanın tepesine binmez.
çocuk dediğin, akşama kadar bisikletede binmez.
çocuk dediğin, kimsenin dalına basmaz.
çocuk dediğin,ıslak yerlerede basmaz.
çocuk dediğin, sofrada adam gibi oturur.
çocuk dediğin, büyüklerin yanında oturmaz.
çocuk dediğin, çocukluğunu bilir.
çocuk dediğin, dersinide bilir.
çocuk dediğin, pırtlatmak için avurdunu şişirmez.
çocuk dediğin, çağırılınca gelir.
çocuk dediğin, yüzüne bakılınca kendine gelir.
BÜYÜKLERE gelince...
onlar büyüktür ve herşeyi yapabilirler.
ve çocuklar yaşlanıp ölünceye dek, herşeyi sadece büyüklerin yapabileceğine inanarak yaşarlar...

ÇETİN ALTAN

16 Temmuz 2007 Pazartesi

TÜRKİYEDEN GUİNESSLİK ÖLÜMLER


sevgili dostumun yolladığı e-postayı sizlerlede paylaşmak istedim.hani güleriz ağlanacak halimize diye bir söz vardır ya bu e-postadakilerde bu sözü en güzel şekilde ifade ediyor.
biraz acı tebessüm biraz düşünmek...!!!
1.balkona elli kişinin çıkması sonucu meydana gelen toplu ölüm(dudulluda bir nişan töreninde)
2.TEMde seyreden araçtaki 5 kişinin radyoda oynak şarkı çalınca aracı sağa çekerek otoyolda göbek atmaya başlaması ve 3ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü(adapazarı-hendek)
3.elektrik direğine yaslanıp ayakkabısındaki taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen kişiyi elektrik çarptığını zanneden başka kişnin akımdan kurtarmak amacıyla kafasına kürekle vurup öldürmesi(rize-tunca köyü)
4.midesine sinek kaçan birinin sineği öldürmek için odaya sıkar gibi ağzına sheltox isimli ilacı sıkması ve sinekten beter ölümü(istanbul-sultanbeyli)
5.aynı işyerinde biri gündüz biri gece vardiyasında çalışan baba-oğlun motosikletle eve giderken sert bir virajda karşılaşıp birbirine selam vermek isterken çarpışarak ölmeleri(konya)
6.karabük demirçelik fabrikasında 600tonluk press makinasının arasından emekleyerek geçen işçinin 2450santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalışırken can vermesi (karabük)
7.birlunaparkta kafadar iki gece bekçisinin uçan sandalyeyi çalıştırıp binmeleri ve durduracak kimse olmayınca inemeyip sabaha kadar kusarak hayatlarını kaybetmeleri(göztepe)

31 Mayıs 2007 Perşembe

KÖTÜ ESPİRİ YAPMA....


- bir adam varmış kafasına 1klbytlık kağıt düşmüş ölmüş:)
-yerin kulağı vardır...benimde kulağım var...ama ben yermiyim ...yemem:)
-fransızların neyi eksiktir? franları:)
-atı alan üsküdarı geçti..taksime yöneldi takipteyiz tamam :)
-bakteriler bağırsakta yaşar bağırmasakta:)
-adamın biri gece bilgisayar başında uyuyakalmış hasta olmuş neden? windows açık kalmış
-zenci denize düşerse nolur? ıslanır:)
-telgrafın tellerine ne olmuş? kuşlar konmuş
-adamın biri varmış sonra o adam yok olmuş
-(msnde) cam açarmısın? olmaz kapı açık ceryan yapıyor
-herşeyi bilen ördeklere ne denir? blendax
-fransız ihtilali neye karşı çıkmıştır? sabaha karşı:)
-gerçekler acıdır o halde baklavada acıdır
-doktor:astımlımısınız cevap:yok biz buralıyız:)
-adamın biri süs dükkanına girmiş ölmüş neden?adama intihar süsü vermişler:)
-bir adam varmış gülmüş karısıda lale
-bir kız varmış sonra büyümüş kadın olmuş
-tanrı temele demişki yürü ya kulum temelde arabasını satmış:)
-adamın biri şişkoymuş sonra havasını almışlar zayıflamış

28 Nisan 2007 Cumartesi

ÖLÜM TATLI BİR NİNNİ

düş kuramıyor çocuklar,ölümün dehşetinden,ölüm bile kendinden utanıyor filistinde lübnanda,ve adını bile bilmediğim bir meridyenin bilmem kaçıncı periyodunda bulunan bir ülkede...nasıl utanmasınki,nasıl dehşete düşüp ürpermesinki.bir insan hayatında kaç kezölürki yada bir bebek kaç gün yaşarki kan kokusu ile umut mavisini birbirine harmanlayıp sapan atan çocukların yaşadığı coğrafyalarda...oysa berrak suların ışıldayan maviliğinde leylak kokulu günlerin hayali çok uzak değil oralarda.nasırlı elleri ile parıl parıl parlayan kan çanağı gözleriyle ölümü hergün biraz daha yerin dibine gömerek yürüyorlar tankların üzerine..
Siz hiç çocuk olmadınız beyler bayanlar.siz asla bir çocuk olamadınız.çocuk olmak demek elyaflı kundaklara sarılıp ninniler eşliğinde mışıl mışıl uyumak değildir.çocuk olmak sokaklarda nefesi kesilinceye dek top oynayıp sonrada kana kana su içmekte değildir.hele hele it donduran ayazda evinin sobasının önüne diz çöküp patır patır patlayan kestaneleri yemek hiç değildir.bisiklete binmek bilye ve uzun eşşek oynamak... bunların hiç biri doğru cevap değildir arkadaşlar. bilemediniz maalesef.elbette bilemediniz.çünkü hiç çocuk olmadınız eğer çocuk tanımı sizin dediğiniz gibi olsaydı bunu filistinli lübnanlı somalili hintli çocuklara nasıl kabul ettirebilirdinizki.hesap sormazlarmı aniden şahlanıp yapışmazlarmı kalın ensenizin sarmaladığı boynunuza...onlar yalın ayakları nasırlı elleri ile yürümemişlermiydi ölümün üstüne.üzerine şarapneller yağarken bir donkişot gibi saldırmamışlarmıydı devasa tankların ölüm kusan gövdelerine...kavurucu çöl sıcağı gecelerde kıvranmamışlarmıydı sıtmadan ölmemişlermiydi tifodan onlar çocuk değiller deiğilmi(?!)teröristler üstüne üstlük dokuz on yaşlarındalar hatta ve hatta kadında olsa çocukta olsa vurulmalıdırlar.ama şimdi böle sölemeyin bu kezde sizin çocuklar alınacaklar...siz iyisimi çoluk çocuk edebiyatı yapmayın bu size göre bir iş değil.onlar zaten zamanı gelince bir bir soracaklar bunların hesabını.....

19 Mart 2007 Pazartesi

BURÇLARINIZIN ÖZELLİKLERİ

KOÇ:uğulu sayınız pi sayısı.uğurlu taşınız erol taş.uğurlu gününüz anneler günü...
BOĞA:Uğurlu sayınız set sayısı.uğurlu taşınız atilla taş.uğurlu gününüz sigarayı bırakma günü...
İKİZLER:uğurlu sayınız doğal sayılardan en doğalı.uğurlu taşınız barni moloz taş.uğurlu gününüz elektrik faturasının son ödeme günü...
YENGEÇ:uğurlu sayınız avrupa liglerinde bulunan türk futbolcu sayısı.uğurlu taşınız göktaşı.uğurlu gününüz her Allahın günü...
ASLAN:uğurlu sayınız ölü ve yaralı sayısı.uğurlu taşınız yüz metre ileriye TAŞındık.uğurlu gününüz mahşer günü...
BAŞAK:uğurlu sayınız safer sayısı. uğurlu taşınız çakmak taşı.uğurlu gününüz.ramazanın üçüncü günü...
TERAZİ:uğurlu sayınız yolcu sayısı.uğurlu taşınız böbrek taşı.uğurlu gününüz hafta içi hergün...
AKREP:uğurlu sayınız cem uzanın el koyulan şirketlerinin sayısı.uğurlu taşınız hayri pıtırın felsefe taşı.uğurlu gününüz muayyen gün...
YAY:bir eldeki parmak sayınız.uğurlu taşınız göbek taşı.uğurlu gününüz altın günü...
OĞLAK:uğurlu sayınız ahmet altanın kitap baskı sayısı.uğurlu taşınız musalla taşı.uğurlu gününüz çamaşır günü...
KOVA:uğurlu sayınız biletli taraftar sayısı.uğurlu taşınız mezar taşı.uğurlu gününüz ziyaret günü...
BALIK:uğurlu sayınız avagadro sayısı.uğurlu taşınız okey taşı.uğurlu gününüz pilav günü....

1 Mart 2007 Perşembe

NEYDİK NE OLDUK


Bende hırsızzedelerden oldum galiba :) (galiba dedim çünkü hala telefonumun dershanede yanımdayken çalınmasına inanamıyorum .dershaneye ilk kayıt olduğum günde bana hoşgeldin demek bahanesiyle cüzdanımdan 20ytlmi çaldılar))demekki artık inandırmam lazımkendimi herkesi kendim gibi düşünmekten vazgeçmem gerekir artık.huyumdur herkese güvenirim ben .polis bana soruyor:şüphelendiğiniz biri varmı?? bende cevap şöyle: yapamaz kimse yapamaz hepsi iyi çocuklar polis amca:) ve polis basar kahkahayı.... özetin özeti::biz insanlar bir zamanlar faziletliydik,bir zamanlar dürüsttük,bir zamanlar itibarlıydık,bir zamanlar harama el sürmezdik,bir zamanlar medeniydik,bir zamanlar dosdoğruyduk,bir zamanlar hırsızlık nedir bilmezdik,bir zamanlar nazik ve zariftik,bir zamanlar hayata saygılıydık,bir zamanlar hayırseverdik,BİR ZAMANLAR BEYAZ GÜLLER KADAR TEMİZDİK,SAFTIK.... NELER OLUYOR BİZE???!!!

4 Şubat 2007 Pazar

MUTLULUK

Büyük bir kedi,kuyruğuyla oynayan küçük birkediye sormuş:
'Neden kuyruğunu kovalıyorsun?Yavru kedi,yanıt vermiş:
'Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk,mutluluğunda kuyruğum olduğunu öğrendim.Bu nedenle onu kovalıyorum,yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.'
Bunun üzerine yaşlı kedi,şöyle demiş:
'Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim;ama bir süre sonra ne zaman onu kovalasam benden uzaklaştığını,ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geldiğini fark ettim.'...

29 Ocak 2007 Pazartesi

HAYATA DAİR...VEDA...


Hazin bir kış günü
Gelecek kapımıza beklediğimiz ölüm.
Sencede erken değil mi?
Gitmek için.
O sonu belirsiz karanlığa
Sende teslim olacaksın bir gün

Hayat böle işte diyeceksin
Sonra azrailin peşine düşüp gideceksin
Gideceksin ve bir daha dönmeyeceksin.

Kim anladı seni bu hayatta
Yaşadığın sürecekim geldi kapına
Kim sarıldı sana dostça
Kandırma kendini boşa
O beklediğin dostun var mıydı yanında?
Veda ederken hayata...

19 Ocak 2007 Cuma

UĞUR MUMCU'YU YAŞATMAK


Ulusal sol geleneğin ve Atatürkçülüğün yılmaz savunucusu bundan tam 13yıl önce emperyalist uşağı gericiler tarafından katledildi.Onu katleden güçler artık iktidarı tamamen ele geçirdi.
Her yıl olduğu gibi Atatürkçüler Uğur Mumcu'yu anacak.Herkes Uğur Mumcuyu yaşatmaktan bahsedecek.Bunlardan biride Uğur Mumcu'nun katledilmesinden kısa bir süre önce ayrılma noktasına geldiği Cumhuriyet gazetesi olacak.
Ancak Cumhuriyet gazetesi Tayyip Erdoğan'ın yıllarca ortaklık yaptığı iddia edilen,gerici belediyelerden kaptığı ihalelerle köşe olan Taşyapı firmasının tam sayfa ilanlarını da basmaya,Ülker sponsorluğuyla gazete eki vermeye devam edecek.
Mumcu'nun''Tarikat,Ticaret,Siyaset''kitabıyla ortaya koyduğu Amerikancı düzenin o kirli ağına bir de samimi Atatürkçülerin günlük 75kuruşluk sermayesi dahil edilmiş olacak.
AMA ÜZÜLMEYİN.UĞUR MUMCU'YU GERÇEKTEN YAŞATACAKLAR VAR......

11 Ocak 2007 Perşembe

KARSLI DEDENİN ETTİĞİNE BAK!!!

BİZİM millet yıllardır ''susmaya alışık olduğu için''meramını anlatmakta pek mahir değildir.Televizyon kanalları bazen sokağa kamera,mikrofon çıkarıp,vatandaşa tutar.Maksat halkın halkın nabzını ölçmektir.Fakat bizim zevat genelde kem-küm edip,durur.Ama ender de olsa hiç çaktırmadan taşa gediğine koymasını bilenler de çıkar.Aşağıdaki alıntı,bu durumu belgeleyen BOŞ LAFLAR ANTOLOJİSİ kitabından:
Kars'ta bir yerel TV,halkın arasına karışarak gündelik hayata dair röpörtajlar yapıyor.Muhabir,yaşlı bir amcaya mikrofon tutuyor:
-nasılsın dayı,eyimisen?
-şükür oğul,canı taşırem,eyiyem,çoh eyiyem.
-halin keyfin sağlığında eyi midir?
eyidir,he çoh eyidir.
-şehirden hizmetlerden memnun musun?
-nasi söz?
-validen kaymakamdan, belediye başkanından?
-hiç eyle olur?bizim agzimiz dovlete ne diyebilir?
-yani memnunsun.
-Allah dovlete millete,kaymakam bege,bolediye basganimiza zeval vermesin.
-memnunsun?
-dovletimiz,kaymakamımız,basganımız,şanli ordumuz başimizdadır.her ne olursa bir fiil o dakika yanimizdadır.ben vatanıma nasi serzeniş ederem?amma benim derdim başkadır.
-Allahına gurban dayı,söle nedir?
-doksan sene önce buraya Ruslar girdi ya?
-he girdi.
-hani bu belediye binalarını,okulları,çeşmeleri,istasyonu Ruslar yaptı ya?
-Rus işgalinde yapıldı değil mi dayı?
-he...heç benim dovletime milletime sözüm olur mu?ben aha bu rusların avradını...Doksan sene önce bu kaldırımları,caddeleri yapıp gittilar,bir gün olsun bi kere Karsa'a gidek,yollar bozuldu mu,kanallar tikandi mi demediler.insan bi gelir de bakar buralara ,heç beyle olur???!!!

2 Ocak 2007 Salı

BAKALIM BEĞENECEK MİSİNİZ ARKADAŞLAR?

California da yaşanmış ve kayıtlara geçmiş bir olay dosyası:
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir...Tam bu sırada farklı bir yerde kadın,kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
kime:sevgili karıma
konu:yeni ulaştım.
tarih:16 mayıs 2004

benden haber aldığına şaşıracağından eminim.Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz.Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım.Herşey yarın senin buraya geleceğin düşünülerek hazırlanmış.Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum.Umarım benim gibi sonsuz bir yolculuk geçirirsin.
NOT:BURASI ÇOK SICAK.....

1 Ocak 2007 Pazartesi

YURDUM İNSANI




Sizlerle bu resimleri paylaşmak istedim..Umarım beğenirsiniz yurdum insanının ilginçliklerini.Yaratıcı milletiz biz yaa

31 Aralık 2006 Pazar

YARDIM


ÜCRETSİZ LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HASTANESİ
Merhabalar;
LOSEV 3.5yıllık bir vakıf olmasına rağmen Türkiyenin ilk lösemili çocuklar hastanesini Ankara da kurdu.Yemeğinden pijamasına,muayenesinden tahliline kadar her şey ücretsiz olarak çocuklara sunuluyor.Ankara dışından gelen ailelere de apart oda hizmeti veriliyor.Vakıf kullanmadığımız giysi,ev eşyası,oyuncak,bisiklet ve yiyecek yardımlarını kabul ettiği gibi(YAPI KREDİ)YKB 477 SUBE 1-002666 Hesaba tutar ne olursa olsun bağış da yapılabiliyor.tel:0312 447 06 60
www.losev.org.tr

ya valla insanlığımdan utandığım bir andı.Aşağıdaki adrese tıkladığımda hissettiklerim...Mail yoluyla geldi...Ve lütfen Mail yoluyla telefonla ya da gazete köşelerine yazarak bir tepki verelim...Herkes görmeli bu rezaleti yaa İnanamıyorum ya...
www.shkd.org/tr/AIGTurk/

30 Aralık 2006 Cumartesi


www.lightamillioncandles.com
sizde bir girip mum yakın...tabi arzu ederseniz...tacize uğrayan küçük bedenler ve çocuk pornosu için düzenlenmiş

26 Aralık 2006 Salı

RADYO VE TELEVİZYONLAR

Evde,arabada,dolmuşta,hatta iş yerinde radyo dinleyicileri,Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu radyolarının yayınları dışında,sayısı yüzleri aşan özel FM,binleri aşan yerel FM yayınları dinlemektedirler.Özel,yerel radyoların bir bölümü artniyetli,önyargılı haberler,yorumlar yanında,düzeysiz konuşma,geyik muhabbeti,gereksiz,yersiz,şaka,argo sözcüklerle dolu sulu telefon bağlantıları,yozlaşmış müzik yayınları yapmakta,zaman öldürmekte;bir bölümü din,mezhep,tarikat,etnik köken ayrımcılığı yaparak toplumda kavram karışıklığı yaratmakta,kızgınlık,öfke,kin,nefret,düşmanlık,şiddet tohumları saçmaktadır.
Özel ya da yerel yayın yapan radyoların,televizyonların bir bölümü reklamlarla,bir bölümü özel amaçla kurulmuş derneklerin,vakıfların desteği,bir bölümü de sermaye sahiplerininkatkısıyla yayınlarını sürdürmektedirler.
Radyo dinleyicileri ve televizyon izleyicieri beğendikleri,ilgilendikleri bir radyo istasyonunu,televizyon kanalını,bunlarda istedikleri bir programı seçebilirler.Ama çoğu kez bu seçim bile sorun olmakta,istasyondan istasyona,kanaldan kanala,programdan programa atlayarak saatler geçmektedir.Bu nedenle doğru dürüst radyo dinleyememekten,televizyon izleyememekten yakınan pek çok insan vardır..........

25 Aralık 2006 Pazartesi

MERHABALAR

bende blogcu oldum.Denemelerimle beraber bundan sonra sizlerleyim.Tekrar görüşmek üzere....